Gündem

Göz Çizdirme Tarihe mi Karışıyor? Modern Lazer Teknolojilerini Op. Dr. Özer Kavalcıoğlu Anlattı

Gözlüğünü bulmadan güne başlayamayanlar, spor yaparken kontakt lensinden rahatsız olanlar veya yıllardır “Acaba gözlerimi çizdirsem mi?” diye düşünenler…

Lazerle göz tedavileri denildiğinde Türkiye’de hâlâ ilk kullanılan ifade “göz çizdirme”. Ancak göz hastalıkları alanında kullanılan modern teknolojiler düşünüldüğünde bu ifade artık yapılan işlemi anlatmakta yetersiz kalıyor.

Çünkü günümüzde mesele yalnızca göz numarasını lazerle düzeltmek değil.

Kornea yapısı, kornea kalınlığı, göz yüzeyi, astigmatizma özellikleri, yaş ve kişinin günlük yaşam beklentileri birlikte değerlendirilerek kişiye uygun lazer yönteminin belirlenmesi modern refraktif cerrahinin temel yaklaşımını oluşturuyor.

Veni Vidi Göz Caddebostan hekimlerinden Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Özer Kavalcıoğlu, lazer tedavilerinde hastaların ilk sorması gereken sorunun da değiştiğine dikkat çekiyor:

“Hangi lazer en iyi?” yerine “Benim gözüm için hangi lazer daha uygun?”

Göz çizdirme aslında ne demek?

Halk arasında “göz çizdirme” olarak bilinen uygulamalar; miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının düzeltilmesine yönelik refraktif cerrahi yöntemlerini ifade ediyor.

Burada gözün üzerine basitçe bir “çizik” atılması söz konusu değil.

Modern lazer göz ameliyatı yöntemlerinde temel amaç, uygun hastalarda korneanın kırma gücünü değiştirerek ışığın retina üzerinde daha doğru şekilde odaklanmasını sağlamak.

Yani teknolojinin merkezinde son derece hassas bir optik düzeltme bulunuyor.

Üstelik artık tek bir lazer göz ameliyatından da söz edilmiyor.

No Touch, LASIK, SMILE… Hepsi aynı şey mi?

Hayır.

Bugün lazerle görme düzeltmesinde farklı cerrahi yaklaşımlar bulunuyor.

En çok araştırılan yöntemler arasında LASIK, PRK ve TransPRK gibi yüzey lazerleri ile SMILE gibi küçük kesili lentikül çıkarma yöntemleri yer alıyor.

Her yöntemin korneaya uygulanış biçimi ve iyileşme süreci farklılık gösterebiliyor.

Bu nedenle internette sıkça karşılaşılan “en iyi lazer budur” veya “en yeni yöntem herkese uygundur” şeklindeki ifadeler yanıltıcı olabiliyor.

Op. Dr. Özer Kavalcıoğlu’nun dikkat çektiği temel nokta da burada ortaya çıkıyor:

Teknoloji hastaya seçilmeli; hasta teknolojiye uydurulmamalı.

No Touch Laser neden bu kadar merak ediliyor?

Son yıllarda Google’da en fazla araştırılan göz lazer yöntemlerinden biri No Touch Laser.

Tıbbi adıyla TransPRK, yüzey lazeri grubunda yer alıyor.

Bu yöntemde korneanın en dışındaki epitel tabakasının uzaklaştırılması lazer sistemiyle gerçekleştirilebiliyor ve ardından korneada gerekli optik düzeltme uygulanıyor.

LASIK’ten temel farklarından biri korneada klasik bir flep oluşturulmaması.

Ancak “No Touch” ismi, yöntemin otomatik olarak herkes için daha iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Çünkü bir hastanın kornea yapısı No Touch için uygun olabilirken başka bir hastada LASIK veya farklı bir yaklaşım değerlendirilebilir.

LASIK hâlâ kullanılıyor mu?

Evet.

LASIK eski veya terk edilmiş bir teknoloji değil.

Aksine kullanılan lazer sistemleri, göz takip teknolojileri ve kişiselleştirilmiş ölçüm yöntemleri yıllar içinde önemli ölçüde gelişti.

Modern LASIK uygulamalarında femtosaniye lazer yardımıyla korneada ince bir tabaka oluşturulabiliyor, ardından excimer lazer kullanılarak korneanın kırma gücü yeniden şekillendiriliyor.

En önemli değişikliklerden biri ise yalnızca gözlük reçetesindeki rakamların değil, gözün optik özelliklerinin çok daha ayrıntılı olarak analiz edilebilmesi.

Bu nedenle aynı göz numarasına sahip iki kişiye mutlaka aynı tedavinin uygulanması gerekmiyor.

Peki SMILE lazer nedir?

Son yıllarda adı giderek daha sık duyulan yöntemlerden biri de SMILE.

Bu yöntemde femtosaniye lazer kullanılarak korneanın içerisinde lentikül adı verilen ince, mercek biçiminde bir doku oluşturuluyor.

Bu doku küçük bir kesiden çıkarılarak korneanın kırma gücünde değişiklik sağlanıyor.

LASIK’teki gibi geniş bir korneal flep oluşturulmaması yöntemin dikkat çeken özelliklerinden biri.

Ancak burada da aynı kural geçerli:

SMILE daha yeni olduğu için herkese daha iyi değildir.

Hangi teknolojinin uygun olduğuna gözün ayrıntılı muayenesi sonrasında karar verilmesi gerekiyor.

Göz lazerindeki asıl değişim cihaz değil, ölçüm teknolojisi

Modern göz lazerlerinde belki de en önemli gelişme lazer cihazlarının kendisinden önce gözü ölçebilme kapasitesindeki artış.

Geçmişte hastalar çoğunlukla “Gözüm kaç numara?” sorusuna odaklanırken bugün doktorların elinde çok daha fazla veri bulunuyor.

Kornea topografisi ve tomografisi gibi incelemelerle korneanın şekli ve yapısı ayrıntılı biçimde değerlendirilebiliyor.

Kornea kalınlığı, göz yüzeyi ve diğer göz yapıları da tedavi planlamasının parçası haline geliyor.

Bu yüzden iki kişinin gözlük numarası tamamen aynı olsa bile lazer tedavileri farklı olabilir.

En iyi göz lazer yöntemi hangisi?

Belki de internette bu konuyla ilgili en çok sorulan soru bu.

Cevabı ise tek bir teknoloji adı değil.

En iyi lazer yöntemi, kişinin göz yapısına ve ihtiyaçlarına uygun olan yöntemdir.

Bir kişi için LASIK uygun olabilirken başka biri için TransPRK veya SMILE değerlendirilebilir.

Bazı kişiler ise yapılan incelemeler sonucunda lazer tedavisine hiç uygun bulunmayabilir.

Bu da modern lazer yaklaşımının önemli bir parçası.

Çünkü iyi bir lazer değerlendirmesinin amacı herkesi ameliyat etmek değil; kimin hangi tedaviden fayda görebileceğini doğru belirlemek.

Sadece göz numarasına bakmak neden yeterli değil?

Bir kişinin miyopisinin -2 veya -5 olması tek başına tedavi kararını vermek için yeterli değil.

Kornea yapısı ve kalınlığı, göz numarasının stabil olup olmadığı, göz yüzeyinin durumu ve kişinin yaşı gibi birçok faktör birlikte değerlendiriliyor.

Ayrıca hastanın beklentisi de önemli.

Örneğin bütün gün bilgisayar kullanan biriyle aktif olarak temas sporu yapan bir kişinin günlük yaşam ihtiyaçları aynı olmayabilir.

Modern refraktif cerrahide bu ayrıntılar tedavi planının parçası haline geliyor.

Lazer sonrası göz numarası bir daha hiç değişmez mi?

Lazer konusunda en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri de bu.

Lazer tedavisi mevcut kırma kusurunu düzeltmeye yönelik uygulanıyor ancak göz yaşam boyunca değişmeye devam eden biyolojik bir yapı.

Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan presbiyopi, yani yakını görme yeteneğindeki doğal azalma, lazer tedavisi yaptırmış kişilerde de gelişebiliyor.

Benzer şekilde ilerleyen yaşlarda katarakt gibi farklı göz problemleri ortaya çıkabiliyor.

Bu nedenle lazer tedavisini “hayat boyunca gözlük takmama garantisi” olarak görmek doğru değil.

Amaç, uygun kişide gözlük veya kontakt lense olan ihtiyacı azaltmak.

“Gözümü çizdirmek istiyorum” demeden önce bu soruyu sorun

Modern lazer teknolojilerinin geldiği noktada hastaların doktora yalnızca “Gözümü çizdirebilir miyim?” diye sorması yeterli değil.

Asıl soru şu olmalı:

“Gözüm lazer tedavisine uygun mu ve benim göz yapım için hangi yöntem daha doğru?”

Çünkü No Touch, LASIK, SMILE veya başka bir refraktif cerrahi yaklaşımın seçilmesi, internette en çok reklamı yapılan yönteme göre değil kişinin kendi göz özelliklerine göre yapılmalı.

Yıllardır kullandığımız “göz çizdirme” ifadesinin eskide kalmasının nedeni de tam olarak bu.

Bugün modern lazer tedavilerinde konuşulan şey yalnızca bir göz numarasını sıfırlamak değil.

Gözü ayrıntılı biçimde analiz etmek, doğru hastayı seçmek ve uygun teknolojiyi kişiye özel planlamak.

Göz lazerindeki gerçek teknolojik dönüşüm de belki yeni cihaz isimlerinden çok, bu yaklaşım değişiminde yatıyor.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
SEO · lilith aksesuar
© 2026 Kurumsal Makale - Firmaların Tercihi. Tüm hakları saklıdır. SEOADAM